16 Aralık 2011 Cuma

Bir köle olarak yaşamaktansa bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir…!


Bir köle olarak yaşamaktansa bir özgürlük savaşçısı olarak ölmek daha iyidir…! Yılmaz Güney

YENİ YILA GİRERKEN YENİ TİPTE PARTİ / Yılmaz Güney Yazıları



Hal­kı­ma;
Tür­ki­ye-Kür­dis­tan’ın çe­şit­li mil­li­yet­le­rin­den iş­çi­le­ri­ne, köylü­le­ri­ne;
Emek­çi­le­re, ay­dın­la­ra ve öğ­ren­ci­le­re;
Genç su­bay­la­ra, as­ker­le­re;
Ya­kın­la­rı­ma, ar­ka­daş­la­rı­ma ve yol­daş­la­rı­ma!..

1983’e gi­rer­ken, ül­kem­den ay­rı­lı­şı­mın on­be­şin­ci ayı do­la­cak. Her yıl so­nu, her­kes için ol­ma­sı ge­rek­ti­ği gi­bi be­nim için de cid­di bir he­sap­laş­ma­dır. Hem ken­di ken­di­me he­sap­laş­ma, hem de hal­kı­ma he­sap ver­me. Çün­kü ken­di­mi, ta­ri­he ve hal­kı­ma kar­şı so­rum­lu sa­yıyo­rum.

Bu­gü­ne ka­dar, fa­şist ge­ri­ci ke­sim­le­rin ağız­dan ağı­za sin­si­ce yay­gın­laş­tır­dık­la­rı de­di­ko­du ve ka­ra­la­ma­la­rın ya­nı sı­ra, Ter­cü­man’dan Hür­ri­yet’e bir yı­ğın ge­ri­ci ga­ze­te; Tah­sin Öz­tin’den Er­gün Gö­ze’ye her tür­den ge­ri­ci ve halk düş­ma­nı ki­ra­lık ya­zar, el­bir­li­ği ile be­ni ka­ra­la­ma­ya, hal­kı­mın fa­şiz­min pen­çe­sin­den kur­tul­ma­sı uğ­ru­na yap­tı­ğım dev­rim­ci ça­lış­ma­la­rı­mın içe­ri­ği­ni çar­pıt­ma­ya özel bir önem gös­ter­di­ler. İde­olo­jik ve si­ya­si ola­rak ba­na ce­vap ve­re­cek ye­te­nek­le­ri ol­ma­dı­ğı için, kü­für ede­bi­ya­tı­nı seç­ti­ler. Amaç­la­rı be­ni hal­kı­mın gö­zün­de kü­çük dü­şür­mek, ba­na du­yu­lan gü­ve­ni ze­delemek­ti. Öte yan­dan be­ni kış­kır­ta­rak, yap­ma­mı, yap­tır­ma­mı bek­le­dik­le­ri şey­ler de var­dı ki, bu ko­nu­da da ce­vap­sız kal­ma­la­rı, on­la­rı da­ha da az­gın­laş­tır­dı.

Ge­ri­ci çev­re­ler, be­ni ge­nel ola­rak Tür­ki­ye aley­hin­de bir in­san ola­rak gös­ter­mek is­ti­yor­lar. Ben, Tür­ki­ye aley­hin­de de­ğil, Tür­ki­ye’yi bir ce­za­evi ha­li­ne gel­ti­ren­le­re, hal­kı bas­kı ve zu­lüm al­tın­da tu­tan­la­ra, hal­kı aç­lı­ğa ve yok­lu­ğa mah­kum eden­le­re kar­şı çar­pı­şı­yo­rum. Ben, Tür­ki­ye’yi, Ame­ri­kan em­per­ya­liz­mi­nin jan­dar­ma ka­ra­ko­lu ya­pan­la­ra kar­şı; iş­çi­le­rin, kö­yü­le­rin ve ge­niş emek­çi kit­le­le­rin eko­no­mik, de­mok­ra­tik, hak­la­rı­nı gas­pe­den za­lim­le­re kar­şı çar­pı­şı­yo­rum. Her­kes bi­li­yor ki, ben, yurt dı­şın­da söy­le­dik­le­ri­min ay­nı­sı­nı Tür­ki­ye’de iken de söy­le­dim. Hem de en zor ko­şul­lar al­tın­da iken. Yar­gı­lan­mak üze­re çı­ka­rıl­dı­ğım mah­ke­me kür­sü­le­rin­de, em­per­ya­liz­me, fa­şiz­me soy­gun ve sö­mü­rü­ye, Kürt ulu­su üze­rin­de­ki ulu­sal bas­kı­ya kar­şı ol­du­ğu­mu ba­ğı­ra ba­ğı­ra hay­kır­dım. As­ke­ri ve si­vil mah­ke­me­le­rin ar­dı ar­dı­na ver­dik­le­ri ve bun­dan son­ra da ve­re­cek­le­ri ce­za­lar bu­nun ka­nı­tı de­ğil mi?

Be­ni, “va­tan ha­ini”, “ki­ra­lık” gi­bi sı­fat­lar­la hal­kı­mın gö­zün­de ze­de­le­me­ye ça­lı­şan­la­ra la­yık ol­duk­la­rı der­si hal­kı­mın ve­re­ce­ği­ne ina­nı­yo­rum. Hal­kım be­ni de, on­la­rı da iyi ta­nı­yor. Bu ko­nu­da a­lnım açık, ba­şım dik­tir. Bu­gü­ne ka­dar hak­kım­da sür­dü­rü­len ge­ri­ci pro­pa­gan­da­lar kar­şı­sın­da ken­di­mi sa­vun­ma ih­ti­ya­cı­nı bi­le duy­mu­yo­rum. Ga­ze­te­le­rin­den ki­ra­lık ya­zar­la­rı­na ka­dar, ya­kın­la­rı­ma ve ar­ka­daş­la­rı­ma iş­ken­ce eden po­lis­ler­den muh­bir­le­re ka­dar, fa­şist zul­mün yü­rü­tü­cü­sü ve­ya suç or­ta­ğı her­kes, gü­nü ve za­ma­nı gel­di­ğin­de yap­tık­la­rı­nın he­sa­bı­nı öde­ye­cek­tir. Rüz­gar eken fır­tı­na bi­çer. Unu­tul­ma­sın. Be­nim so­ru­num, ki­şi­sel bir so­run, ki­şi­sel bir kav­ga de­ğil, sı­nıf kav­ga­sı­dır. Bu ne­den­le, ba­na ve ya­kın­la­rı­ma yö­ne­len sal­dı­rı ve bas­kı­la­rı hal­kı­ma ve onun yi­ğit ev­lat­la­rı­na ya­pıl­mış bas­kı­la­rın bir par­ça­sı ola­rak gö­rü­yo­rum ve mü­ca­de­le­yi bu açı­dan de­ğer­len­di­ri­yo­rum. Bu ne­den­le de kar­şı­ma si­ya­si ik­ti­da­rı elin­de bu­lun­du­ran sı­nıf güç­le­ri­ni ve on­la­rın en baş­ta­ki yö­ne­ti­ci­le­ri­ni ve so­rum­lu­la­rı­nı alı­yo­rum. Be­nim mu­ha­ta­bım on­lar­dır. Be­nim he­sap­laş­mam on­lar­la ola­cak­tır.

Dev­rim ve de­mok­ra­si mü­ca­de­le­si­nin te­mel so­ru­nu, si­ya­si ik­ti­dar so­ru­nu­dur. Em­per­ya­liz­me, fa­şiz­me ve ge­ri­ci­li­ğe kar­şı ver­di­ği­miz mü­ca­de­le­nin za­fe­ri, si­ya­si ik­ti­da­rın ele ge­çi­ril­me­si­ne bağ­lı­dır. Hal­kı­mı­zın top­lum­sal ve si­ya­sal kur­tu­lu­şu­nun anah­ta­rı bu­dur.

İçin­de bu­lun­du­ğu­muz ob­jek­tif ko­şul­lar­da ta­ri­hin bi­ze yük­le­di­ği gö­rev, fa­şist dik­ta­tör­lü­ğün yı­kıl­ma­sı ve ye­ri­ne pro­le­tar­ya ön­der­li­ğin­de de­mok­ra­tik bir dü­ze­nin ku­rul­ma­sı­dır ve biz bu gö­re­ve sa­hip çı­kı­yo­ruz. Bu gö­re­ve sa­hip çık­ma­mak ve ge­rek­le­ri­ni ye­ri­ne ge­tir­me­mek, hal­ka iha­net an­la­mı­na ge­lir.

İş­te fa­şist­le­rin, ge­ri­ci­le­rin, her tür­den halk düş­man­la­rı­nın bi­ze kar­şı az­gın­ca sal­dır­ma­la­rı­nın, esas ne­de­ni de, bi­zim bu gö­re­ve tüm gü­cü­müz­le sa­rıl­mış ol­ma­mız­dır.

7 Ka­sım Ana­ya­sa Re­fe­ran­du­mu, bir ger­çe­ği bü­tün çıp­lak­lı­ğı ile or­ta­ya çı­kart­mış­tır. Ar­tık bir De­mi­rel, bir Ece­vit ve bu­na bağ­lı ola­rak bir AP ve CHP ta­ri­hi ve si­ya­si ola­rak var­lık ne­den­le­ri­ni yi­tir­miş­ler­dir. Yi­ne, bu­gü­ne ka­dar dev­rim ve de­mok­ra­si cep­he­sin­de sa­va­şan grup­lar ve ör­güt­ler de, son on yı­lı ve özel­lik­le de son iki yı­lı na­sıl de­ğer­len­dir­dik­le­ri­ni, halk­la iliş­ki­le­ri­nin ni­te­li­ği­ni en açık bi­çi­miy­le gör­müş ol­ma­lı­dır. Ken­di­le­ri­ni “ön­der” gö­ren­le­rin, şap­ka­la­rı­nı ön­le­ri­ne ko­yup dü­şün­me­le­ri­nin za­ma­nı­dır. Ken­di ger­çek­le­riy­le he­sap­laş­mak ve doğ­ru­la­rı ka­bul et­mek, dev­rim ve de­mok­ra­si adı­na ya­pa­cak­la­rı en olum­lu dav­ra­nış ola­cak­tır. Oya­lan­mak, ol­gu­la­rı baş­ka tür­lü gös­ter­me­ye ça­lış­mak, an­cak dev­ri­me za­rar ve­rir.

Ya­şa­dı­ğı­mız ger­çek­ler ve ob­jek­tif ko­şul­lar açık­ça gös­ter­mek­te­dir ki, dev­rim ve de­mok­ra­si mü­ca­de­le­si ye­ni bir dö­nüm nok­ta­sın­da­dır. Tür­ki­ye-Kür­dis­tan dev­ri­mi, öz­gül ko­şul­la­rı ne­de­niy­le, ye­ni tip­te bir dev­rim aşa­ma­sı­nı, ye­ni tip­te bir par­ti ör­güt­len­me­si­ni, ye­ni tip­te bir cep­he­yi, ye­ni tip­te bir dev­rim­ci ça­lış­ma­yı ve mi­li­tan özel­lik­le­ri­ni gün­de­mi­mi­ze ge­tir­miş­tir. Ken­di­le­ri­ni “par­ti” ola­rak su­nan­la­rın du­ru­mu or­ta­da­dır.

Ya­kın ta­ri­hi geç­mi­şin önü­mü­ze koy­du­ğu ör­nek­ler İs­pan­ya, Por­te­kiz ve Yu­na­nis­tan ör­nek­le­ri­dir. Ya­ni, açık sı­nıf mü­ca­de­le­si­nin ve­ri­le­me­di­ği, baş­ta iş­çi sı­nı­fı ol­mak üze­re, emek­çi halk kit­le­le­ri ile kök­lü bağ­la­rın ku­ru­la­ma­dı­ğı, uzun bir fa­şist dö­ne­min ar­dın­dan gel­en zo­run­lu bur­ju­va de­mok­ra­si­si. Say­dı­ğım ül­ke­ler­de si­ya­si dev­ri­me dev­rim­ci pro­le­tar­ya ön­der­lik ede­me­di. Çün­kü dev­rim­ci bir pro­le­tar­ya­ya ve ge­niş kit­le­le­ri ku­cak­la­yan dev­rim­ci bir par­ti­ye sa­hip de­ğil­ler­di. Di­yo­ruz ki, böy­le­si bir si­ya­si dev­ri­me, adı bur­ju­va de­mok­ra­si­si ol­du­ğu için, bur­ju­va­zi­nin şu ya da bu ka­na­dı de­ğil, biz­zat dev­rim­ci pro­le­tar­ya ve onun dev­rim­ci par­ti­si ön­der­lik et­me­li­dir. Be­lirt­me­li­yiz ki, bu­gün için Tür­ki­ye-Kür­dis­tan’da, et­kin bir bur­ju­va mu­ha­le­fet yok­tur. An­cak dev­rim­ci mü­ca­de­le­nin ge­liş­me­si ve fa­şiz­min ken­di iç çe­liş­me­le­ri­nin yo­ğun­laş­ma­sı ile çö­kü­şe doğ­ru git­me­si ha­lin­de, dev­rim­ci mü­ca­de­le­nin zo­run­lu de­mok­rat­lar ha­li­ne ge­ti­re­ce­ği ka­nat­lar or­ta­ya çı­ka­cak­tır. Bu ne­den­le­dir ki, hem dev­ri­mi iler­let­mek ve hem de önü­müz­de­ki aşa­ma­yı doğ­ru de­ğer­len­dir­mek gö­re­viy­le yü­küm­lü olan pro­le­tar­ya­nın, böy­le­si bir dev­ri­me ön­der­lik et­me­si vaz­ge­çil­mez ta­ri­hi bir gö­rev­dir. De­mok­ra­si ve sos­ya­lizm mü­ca­de­le­si, bu­gün­kü dün­ya ko­şul­la­rın­da, her za­man­kin­den da­ha çok iç içe geç­miş­tir. Baş­ta pro­le­tar­ya ol­mak üze­re, emek­çi kit­le­le­rin açık sı­nıf mü­ca­de­le­si ve­re­bil­me­si, kit­le­le­rin si­ya­si an­lam­da da­ha da eği­ti­le­bil­me­si, iş­çi sı­nı­fı­nın bir­li­ği­nin sağ­la­na­bil­me­si için böy­le­si bir dev­ri­min ve onun ge­ti­re­ce­ği si­ya­si öz­gür­lük­le­rin bü­yük bir öne­mi var­dır. Kit­le­le­rin, an­ti fa­şist si­ya­si bir dev­rim için eği­til­miş ol­ma­la­rı ve böy­le bir dev­ri­mi ba­şar­mış ol­ma­la­rı, asıl he­de­fe doğ­ru emin adım­lar­la iler­le­me­le­ri için ye­ter­li de­ğil­dir.

Eğer pro­le­tar­ya ön­der­li­ğin­de de­ğil de bur­ju­va­zi­nin şu ya da bu ka­na­dı­nın ön­der­li­ğin­de bir si­ya­si dev­rim söz ko­nu­su olur­sa, pro­le­tar­ya ve emek­çi halk kit­le­le­ri, çok geç­me­den bur­ju­va­zi­nin ge­ri­ci nam­lu­la­rıy­la kar­şı­la­şa­cak­lar­dır. Bur­ju­va de­mok­ra­tik dev­ri­min sı­nır­la­rı için­de bo­ğul­ma­ya­cak ve dev­ri­mi ob­jek­tif ger­çek­li­ğe uy­gun ola­rak bir üst aşa­ma­sı­na yük­sel­te­cek olan tek sı­nıf pro­le­tar­ya­dır. Ba­ğım­sız, de­mok­ra­tik Tür­ki­ye-Kür­dis­tan’ı ya­ra­ta­bi­le­cek, baş­ta ABD ve Sov­yet sos­yal em­per­ya­liz­mi ol­mak üze­re, dün­ya­nın bü­tün em­per­ya­list ve ge­ri­ci güç­le­ri­ne kar­şı uz­laş­maz ve ka­rar­lı bir sa­vaş sür­dü­re­cek olan tek sı­nıf pro­le­tar­ya­dır. Ulus­la­rın ka­der­le­ri­ni ta­yin hak­kı il­ke­si­ne say­gı gös­te­re­cek ve onu ha­ya­ta ge­çi­re­cek tek sı­nıf yi­ne pro­le­tar­ya­dır.

An­cak böy­le­si bir dev­ri­me ön­der­lik ede­bi­le­cek bir par­ti ve ör­güt­len­me he­nüz yok­tur. So­ru­nu­muz, baş­ta pro­le­tar­ya ol­mak üze­re, emek­çi kit­le­le­ri eği­te­cek, ör­güt­le­ye­cek, son yıl­lar­da dev­rim­ci­le­re du­yu­lan gü­ven­siz­li­ği, umut­suz­lu­ğu, umut ve gü­ve­ne dö­nüş­tü­re­bi­le­cek böy­le­si bir par­ti­yi ya­rat­ma so­ru­nu­dur.

Böy­le bir par­ti, dev­ri­min giz­li ve açık düş­man­la­rı­na kar­şı ka­rar­lı bir mü­ca­de­le için­de do­ğa­cak ve bü­yü­ye­cek­tir.

Böy­le bir par­ti, ken­di­si­ni dev­rim­ci ilan eden, fa­kat dev­ri­me za­rar ve­ren bir yı­ğın akı­ma kar­şı, ide­olo­jik sa­vaş için­de olu­şa­cak­tır.
Böy­le bir par­ti, Tür­ki­ye-Kür­dis­tan dev­rim­ci ha­re­ket­le­ri­ne bu­gü­ne ka­dar ege­men olan ide­olo­jik has­ta­lık­la­rı ye­ne­rek, yan­lış kav­ra­yış­la­rı yı­ka­rak, doğ­ru bir ide­olo­jik ve si­ya­si çiz­gi iz­le­ye­rek güç­le­ne­cek­tir. Böy­le bir par­ti, pra­tik ça­lış­ma­la­rıy­la ve söy­lem­le­riy­le, hal­kın dev­rim­ci­le­re duy­du­ğu gü­ven­siz­li­ği ve kuş­ku­la­rı ye­ne­rek ön­cü ni­te­li­ği­ni pe­kiş­ti­re­cek­tir.

Böy­le bir par­ti, dü­zen par­ti­si de­ğil, sa­vaş par­ti­si ol­ma­lı­dır. Si­ya­si eği­ti­mi­nin odak nok­ta­sı­na, si­lah­lı dev­rim fik­ri­ni yer­leş­tir­me­li­dir. Çün­kü önü­müz­de­ki dev­rim, bur­ju­va de­mok­ra­tik ka­rak­ter­de si­ya­si bir dev­rim de ol­sa, zo­run ebe­li­ği­ne muh­taç­tır. Bu zor, pro­le­tar­ya ve onun dev­rim­ci par­ti­si­nin ön­der­li­ğin­de, her alan­da ör­güt­len­miş hal­kın, as­ke­ri, eko­no­mik ve ör­güt­sel zo­ru ol­ma­lı­dır. İk­na ve zor yön­tem­le­ri uyum için­de kul­la­nıl­ma­lı­dır. Si­ya­si ik­ti­da­rın ele ge­çi­ril­me­si için grev, ge­nel grev gi­bi eko­no­mik alan­da­ki zor bi­çim­le­ri, si­lah­lı ayak­lan­ma ile bir­leş­ti­ril­me­li ve uzun sü­re­cek bir iç sa­va­şa ha­zır­lık­lı olun­ma­lı­dır. Sa­va­şı gö­ze al­ma­dan za­fer müm­kün de­ğil­dir. Za­fe­ri ta­yin ede­cek sa­va­şın ba­şa­rı­sı ise ha­ya­tın her ala­nın­da sür­dü­re­ce­ği­miz uzun va­de­li ve çok yön­lü ha­zır­lık ça­lış­ma­la­rı­na bağ­lı­dır. Mü­ca­de­le bi­çim­le­ri­nin her tü­rü, ob­jek­tif ve sub­jek­tif ko­şul­la­ra uyum­lu ola­rak us­ta­ca kul­la­nıl­ma­lı ve tek ba­şı­na hiç­bir mü­ca­de­le bi­çi­mi­nin için­de bo­ğu­lun­ma­ma­lı­dır. Son çö­züm­le­me­de si­ya­si, eko­no­mik, de­mok­ra­tik, ide­olo­jik, kül­tü­rel, sa­nat­sal bü­tün mü­ca­de­le bi­çim­le­ri, si­lah­lı mü­ca­de­le bi­çi­mi­ne ta­bi ol­ma­lı ve onun güç­len­me­si­ne hiz­met et­me­li­dir.

Fa­şist dik­ta­tör­lük uzun bir sü­re ayak­ta ka­la­ma­ya­cak­tır. Hal­kı da­ha uzun bir sü­re bas­kı­sı al­tın­da tut­ma­ya gü­cü yet­me­ye­cek­tir. Uy­gun za­man­lar­da ona in­di­re­ce­ği­miz dar­be­ler, fa­şist dik­ta­tör­lü­ğün yı­kı­lı­şı­nı hız­lan­dı­ra­cak­tır.

İş­te önü­mü­ze koy­du­ğu­muz ya­kın he­def bu­dur: Fa­şiz­mi yık­mak ve ye­ri­ne pro­le­tar­ya ön­der­li­ğin­de de­mok­ra­tik bir dü­zen kur­mak.

Ye­ni yıl­da, gü­cü­müz yet­ti­ği oran­da, geç­miş de­ney­ler­den çı­kar­dı­ğı­mız ders­le­rin de yar­dı­mıy­la, kit­le­le­ri de­mok­ra­si bay­ra­ğı al­tın­da top­la­ma­ya ve fa­şiz­me kar­şı mü­ca­de­le­de ye­ni mev­zi­ler ka­zan­ma­ya ça­lı­şa­ca­ğız.
Ye­ni yı­la gi­rer­ken, ge­rek yurt için­de ge­rek­se yurt dı­şın­da­ki bü­tün iş­çi­le­re, emek­çi­le­re ve ar­ka­daş­la­rı­ma ses­le­ni­yo­rum: De­mok­ra­si bay­ra­ğı al­tın­da top­la­na­lım ve mü­ca­de­le ede­lim.

Za­fer bi­zim ola­cak­tır!
Kah­rol­sun as­ke­ri fa­şist dik­ta­tör­lük!
Ya­şa­sın sos­ya­lizm ve de­mok­ra­si mü­ca­de­le­si!

31 Ara­lık 1984’de ye­ni yıl do­la­yı­sıy­la Yılmaz Güney im­za­sıy­la ya­yın­la­nan bil­di­ri.

Batman'da Festival Zamanı - Yılmaz Güney Film Festivali



Batman Belediyesi tarafından bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Yılmaz Güney Film Festivali başlıyor. 
BATMAN - Batman Belediyesi tarafından 13-18 Aralık tarihleri arasında yapılacak olan 2. Yılmaz Güney Film Festivali’nin programı Belediye Başkan Yardımcısı Gülistan Akel tarafından açıklandı. Belediye Meclis Salonu’nda düzenlenen basın toplantısında Belediye Başkanvekili Dicle Tekik ve Belediye Yardımcısı Mustafa Tuğyıldız da katıldı. 40 kısa metrajlı film, 22 belgesel film, 7 film öyküsü arasından ön elemeyi geçen 10 belgesel film ile 15 kısa filmin gösteriminin yer alacağı festival yarın yapılacak kokteyl, müzik dinletisi ve "İz" adlı uzun metrajlı filmin gösterimi ile başlayacağını belirten Akel, "Programın içerisinde sınır ötesindeki filmler, Kürt sineması ve estetik sorunları, öteki sinema, Türk sinemasında kadın temsiliyeti konularının da yer aldığı 7 panel ve söyleşi yer alıyor" dedi.

Yarışmaya katılmayı hak kazanan filmler dışında tematik filmlerden oluşan 13 seçki ve Yılmaz Güney'e ait 2 film gösteriminin de yapılacağını belirten Akel, kapanışta Yüksel Aksu'nun “Entel Köy Efe Köye Karşı” adlı filminin gösterimi ve film ekibi ile söyleşi yapılacağını kaydetti. Film festivaline bu yıl gazeteci, yazar, film eleştirmenleri, yönetmenler, juri üyeleri, kamuoyunun yakından bildiği sinema oyuncuları, akademisyenler dahil olmak üzere 70'i aşkın davetlinin de katılacağını belirten Akel, "Film yarışmamıza başvuran eserler arasından juri tarafın ödüle layık görülenlere verilecek ödül ile programımız son bulacak. Ödüllerimiz kısa filmde birinciye 5 bin lira, ikinciye 3 bin lira, üçüncüye 2 bin lira; en iyi belgesele 5 bin, en iyi kısa film öyküsüne 3 bin lira ödül olacak. Ayrıca sinemaseverler tarafından seçilecek bir filme de izleyici ödülü olarak festival heykelciği verilecek" diye belirtti. 

2.Yılmaz Güney Film Festivali Programı 

13 Aralık Salı 2011
Açılış: 
Kokteyl : 18.00 - 18.30
Salon Programının Başlaması: 18.35
Festival Dinletisi:
Saat: 19.15 - 19.45
Mustafa Biber - Film Müzikleri Dinletisi
Festival'in açılış filmi : "İZ"
Saat: 20.00
Söyleşi: Yönetmen ve Film Ekibi

14 Aralık Çarşamba 2011
Saat: 13:00
"Habemus Papam"
Nanni Moretti - 2011 - 104'- İtalya
Saat: 15:00
A Grubu Kısa Yarışma Filmleri Gösterimi
Ölümün Rengi - Aydın Orak - 10'.44"
Kesk - Yeşil - Emin Doğan - 13'.00"
Bedengi - Sessizlik - Aziz Çapkurt - 13'.23"
Ademin Kuyusu - Veysel Cihan Hızar - 18'.42"
Ya Roj Dı - Bir Günde - A.Rahman Baydemir - 5'.30"
Saat: 16: 15
A Grubu Belgesel Yarışma Filmleri Gösterimi
Halabja - Arkam Hidou - 72'
Berivan - Aydın Orak - 51'
Panel: "Kısa Filmin Tarihçesi, Konumu ve Misyonu"
Saat: 18:30 - 19:30
Konuşmacı: Özgür Şeyben, Alper Yılmaz
Not: Panel Sırasında Alper Yılmaz'ın "Sivil" ve "Karanlığın İçindeki Kireç Badanalı Ev" adlı filmleri gösterilecek ve panel devam edecek.
Festival Seçkisi Filmleri - 1
Saat: 19:45
Sınırların Ötesindeki Filmler:
"Komşular, Güvercin Ustası,Kukla Tiyatrosu,Galata,Kaybolmayan Çocuklar"
Kaybolmayın Çocuklar
Kukla Tiyatrosu
Söyleşi: Çiğdem Mater
Saat: 22:15

15 Aralık Perşembe 2011
Saat: 13:00
"Ağrı Dağının Kadınları - 2004 - 85' - Erwann Briand"
Festival Seçkisi Filmleri - 2
Kısa Film Gösterimi: 
Saat: 14:45
Mezopotamya Sinema Atölyesi Öğrencileri Bitirme Projesi
Karanlığı Beklerken - Hewiya Tariye- 15' -2011
Saat: 15:00
B Grubu Kısa Yarışma Filmleri Gösterimi
Pişti İlone - Ramazan Güneş - 9.'34"
Bark - Ömer Çakan - 19'.06"
Zamanın Avuçları - Ali Aktemur - 11'.47"
Perepara - Bedirhan Sakçi -8'.05"
Yusuf'un Rüyası - Ferit Karahan - 13'.56"
Saat: 16: 30
B Grubu Belgesel Yarışma Filmleri Gösterimi
Annem Barış İstiyor - Aziz Çapkurt - 49'
Rewşen - Cemil Oğuz - 44'
Bîstane Zêrîn- Seyda Goyan - 29'
Panel: "Türkiye Sinemasında Kadın Temsiliyeti"
Saat: 18.45 -19:45
Konuşmacılar: Zuhal Çetin Özkan , Asiye Dinçsoy
Film Gösterimi
Saat:20:00
"Zavallılar"
Yılmaz Güney -1974 - 72'- Türkiye
Oyuncular: Yılmaz Güney, Kamran Usluer, Osman Alyanak, Arap Celal

16 Aralık Cuma 2011
Saat: 13:00
"Pariste Gece Yarısı"
Woody Allen -2011 - 94'-İspanya - ABD
Oyuncular: Owen Wilson, Rachel McAdams, Michael Sheen
Saat: 14:4
C Grubu Kısa Yarışma Filmleri Gösterimi
Toros Canavarı - Fırat Yavuz - 8'45"
Provasız Göçer Hayat - Rojda Şükran Karaş - 19'.00
Sudan Korkan Adamlar - Selim Akgül , Seren Gel - 12'.46"
Pera Berbange - Arin İnan Aslan - 15'.00
Ali Ata Bak - Orhan İnce - 11'.59"
Saat: 16:15
C Grubu Belgesel Yarışma Filmleri Gösterimi
Sılo Qız - Bülent Boral - 38'
Camdan Köprüler - Kibar Dağlayan Yiğit - 54'
Saat: 18:00 - 20.00
Panel: "Kürt Sineması ve Estetik Sorunları" 
Konuşmacılar: Zahit Atam, Yüksel Yavuz, Nazmi Kırık
Saat: 20:30
Film Gösterimi: 
Oğlunuz Erdal- Tunç erenkuş-76'-2011

17 Aralık Cumartesi 2011 
Saat: 13:00
Vicdan Filmleri -2010 -90'
Söyleşi: Pakrat Estukyan
Saat: 15.15
Film Gösterimi: 
D Grubu Belgesel Yarışma Filmleri Gösterimi
Be Wetan - Hadi Sümer - 44'
Wir Tragen Sutik - Rindo Sur - 18'
Evdale Zeynike - Bülent Gündüz - 72'
Saat: 17: 45
Film Gösterimi:
"Artist" 
Michel Hazanavicius - 100' - 2011- Fransa 
Saat:19.45
Panel: " Öteki Sinema"
Konuşmacılar : Önder Çakar, Sevil Demirci, Seren Yüce
Moderatör: Suncem Koçer
Saat: 21:15
"Seyithan Toprağın Gelini"- 1968 -75'-Yılmaz Güney 
Oyuncular: Yılmaz Güney, Hayati Hamzaoğlu,Nebahat Çehre,Nihat Ziyalan;
Danyal Topatan

18 Aralık Pazar 2011
Saat: 12:00
Boy Aynası - Halil Uysal - 109' - 2002
Belgesel Film Gösterimi : 
Saat:14:00
"Karavagon" - Özgür Fındık - 2011 - 74'
Saat: 15:30
"Pippa'ya Mektubum" - Bingöl Elmas - 2011 - 60'
Festival Seçkisi Filmleri - 3
Saat: 16:45
Kısa Film Gösterimi:
Kewoka Spî - Viyan Mayi - 19'
Sero- Shukri Ali - 5'.18"
Wijdan - Shukri Ali - 9'.20"
Panel: "Belgesel Sinema ve Toplumsal Bellek"
Saat: 17:30 - 19:00
Konuşmacılar : Enis Rıza, Ahmet Soner, Bingöl Elmas 
Kapanış : 19:15
Kapanış Filmi: 
"Entelköy Efeköy'e Karşı" - Yüksel Aksu - 117'-2011
Film Gösterimi
Ödül alan Filmler ve Kısa Öykü
Saat: 21:30
Ödül Töreni